gömülmeyi unutmuş bir ölüdür
hafızasız olan,
nerede başladı ilk soluk
nerede tükendi zaman...
her yerinden kırılır hayat
biçimsiz bir ıstıraptır artık
(yokuş aşağı inerken
elimi ayırıp da bedenimden sıkıca tuttuğun gündü
içimden bir eyvah koptu...)
boşvermek; çocukken oynadığımız bir oyundu
koşaradım gidilecek yollara çıktık
uzak ve gölgesiz
çok kan kaybetti bir yer,
bir zaman sustu söz
ayağa kalkamıyorsam bir sözden diğerine,
bedenimden ayırdığın elim nerede?
diller dolanıyor
artık
bir kadının sesinde sabah
kıyar bütün güzelliklere...
nabzın içinde urdur zaman
*kalbin örttüğü urdur nabız
yenik düştüğün
yine de sevmekten caymadığın bir yüz
o yüze yenik bir aynadan bakar...
sen bir nakarata takılırsın
o çoktan geçmiştir başka şarkıya
özlemek ağır işti
giden mi
kalan mı diye sormayan
yaralıysan dünyadan
başka da bir şeyden yaralanmadan
geçersin zamandan
*buzz
13 Ağustos 2009 Perşembe
10 Ağustos 2009 Pazartesi
CENİN...
Küçük bir el arabası hatırlıyorum, hamsi balığı satıyor adam. Adı neydi unuttum. Bir kızı üç oğlu vardı.
Bir el arabası hamsi balığı, bir şişe “köpek öldüren” şarabı ederdi gün biterken…
Boşalan el arabasının umurunda değildi evdeki beklentiler. O tıngır tıngır giderdi, oraya buraya sallanan sürücüsünün önünden…
Kızı akranımdı, hep gözlerini yolun sonuna yatırır, beklerdi beni, gelip gelmeyeceğimi bilmeden. Paylaşacak bir şeylerim olduğunu mutlak bilerek. Şeker, tuz ya da ekmek…
…
Her derin acıda anımsarım, ilgili, ilgisiz durumlarda, içime kaynar su gibi bir şeyler aktığında. Derin acı mı dedim? Aslında bu da karşılamıyor ama başka da kelime bulamıyorum…
Onu o masada bıraktım, hem de kaç kez…
Çocuk anne, çocuk hiç büyümeyecek…
Doktor demiş ki;
“Tıbbi anlamıyla ‘kazımak’ demek olan kürtaj ile ‘istenmeyen’ çocukları kazımak, cahiliye dönemindeki kız çocukların diri diri toprağa gömmekten farklı bir şey midir? Kürtaj ile, kürtaj sonrası sendrom adı verilen bir sürü psikolojik bozukluk meydana gelmekte, uykusuzluk, madde bağımlılığı, gelişebilmektedir. Kürtaj, ölü, parçalanmış bir çocuk ve yaralı bir anne bırakır geriye. Oysa araştırmalar, kürtaj yaptırmak için gelen kadınların bebeğinin kalp sesini duyduktan sonra en az 2/3’ünün kürtajdan vazgeçtiklerini göstermektedir”
Bir el arabası hamsi balığı, bir şişe “köpek öldüren” şarabı ederdi gün biterken…
Boşalan el arabasının umurunda değildi evdeki beklentiler. O tıngır tıngır giderdi, oraya buraya sallanan sürücüsünün önünden…
Kızı akranımdı, hep gözlerini yolun sonuna yatırır, beklerdi beni, gelip gelmeyeceğimi bilmeden. Paylaşacak bir şeylerim olduğunu mutlak bilerek. Şeker, tuz ya da ekmek…
…
Her derin acıda anımsarım, ilgili, ilgisiz durumlarda, içime kaynar su gibi bir şeyler aktığında. Derin acı mı dedim? Aslında bu da karşılamıyor ama başka da kelime bulamıyorum…
Onu o masada bıraktım, hem de kaç kez…
Çocuk anne, çocuk hiç büyümeyecek…
Doktor demiş ki;
“Tıbbi anlamıyla ‘kazımak’ demek olan kürtaj ile ‘istenmeyen’ çocukları kazımak, cahiliye dönemindeki kız çocukların diri diri toprağa gömmekten farklı bir şey midir? Kürtaj ile, kürtaj sonrası sendrom adı verilen bir sürü psikolojik bozukluk meydana gelmekte, uykusuzluk, madde bağımlılığı, gelişebilmektedir. Kürtaj, ölü, parçalanmış bir çocuk ve yaralı bir anne bırakır geriye. Oysa araştırmalar, kürtaj yaptırmak için gelen kadınların bebeğinin kalp sesini duyduktan sonra en az 2/3’ünün kürtajdan vazgeçtiklerini göstermektedir”
Kaydol:
Yorumlar (Atom)